ForMyGluco
BlogSözlük← Ana sayfa

Beslenme

Yiyecek ve içecek

6 yazı

Şeritler hâlinde yan yana dizilmiş farklı bakliyat ve mısır taneleri; bordo fasulye, beyaz barbunya ve sarı mısır kareyi baştan sona dolduruyor.Karbonhidrat nedir, kaç türü vardır?Karbonhidrat, yiyeceklerin içindeki üç ana besin öğesinden biridir ve vücuda enerji taşır. Üç alt başlığı var: nişasta, şeker ve lif. İlk ikisi sindirim sırasında parçalanıp glukoza dönüşür, lif ise bozulmadan yoluna devam eder. Buradaki soru, üçünün neden aynı aileden sayıldığı. · 2 dkDevamını oku

Karbonhidratlar, birbirine bağlı şeker halkalarından oluşan bir besin öğesi ailesidir. Kimisi tek halka, kimisi binlerce halkalık uzun zincir. Ağızdaki tükürük enzimi zinciri kırmaya başlar, ince bağırsaktaki enzimler ise işi sonuna kadar götürür. Zincir tek halkalara indiğinde bu halkalar bağırsak duvarından geçip kana karışır. Öğünden sonra kana geçen glukozun yolu işte budur.

Vücut kana geçen bu glukozu boşa harcamaz. Kaslar ve beyin onu doğrudan yakıt olarak kullanır, ihtiyaçtan fazlası karaciğerde ve kas dokusunda depo halinde bekler. Beyin bu yakıta diğer organlardan daha sıkı bağlıdır. Karbonhidrat bu yüzden çoğu beslenme düzeninde ana enerji kaynağı olarak yer alır.

Nişasta uzun zincirin adıdır; ekmekte, pirinçte ve patateste yoğun olarak yer alır. Şeker kısa zincirdir. Meyvede, sütte ve tatlı içeceklerde asıl karbonhidrat biçimi budur. Lif ise sindirim enzimlerinin sökemediği, üçüncü ve farklı bir karbonhidrat türüdür. Bu üçü aynı çatı altındadır ama bağırsakta yolları ayrılır. Ayrım kâğıt üzerinde basit görünür, ama bir etiketi okurken işin tam merkezinde durur.

Günlük örnekBaskın karbonhidrat biçimi
Ekmek, pirinç, makarna, yulafNişasta ve bir miktar lif
Elma, muz, portakal, çilekŞeker ve lif
Süt, yoğurtLaktoz adlı süt şekeri
Mercimek, nohut, fasulyeNişasta ve bol lif
Patates, mısır, bezelyeNişasta

Et, balık, yumurta, peynir ve sıvı yağ bu biçimlerin hiçbirini kayda değer miktarda taşımaz. Hangi yiyecek grubunun karbonhidrat tarafında durduğunu ayrıntılı anlatan ayrı bir yazı var.

Lif, ailenin sindirilmeyen ucudur. Suda çözünen ve çözünmeyen biçimleri farklı davranır. Çözünen lif bağırsakta jel benzeri bir kıvam alır; çözünmeyen olan yolunu büyük ölçüde olduğu gibi sürdürür. Kalın bağırsaktaki bakteriler bu zincirlerin bir bölümünü parçalar. Yani lif de bir karbonhidrattır, ama kana glukoz taşıma işine katılmaz.

Tatlılık burada yanıltıcı bir ipucu. Nişastanın tadı hiç tatlı değildir, yine de sindirim sonunda aynı glukoz halkalarına iner.

Günlük dilde “basit” ve “karmaşık” karbonhidrat ayrımı sık geçer. Bu adlandırma zincirin uzunluğunu anlatır, sindirim hızını değil. Hızı belirleyen şeyler başka yerde duruyor: tanenin öğütülüp öğütülmediği, pişirme süresi, yiyeceğin dokusu ve tabakta yanında ne olduğu. Yani “karmaşık” etiketi tek başına yavaş anlamına gelmez.

Karbonhidratı tanımak, öğle arasında açılan bir paketin ya da masadaki bardağın içinde neyin bulunduğunu görmeyi ve etiketteki satırları anlamayı kolaylaştırır. Kaç gram olduğunu bilmek ayrı bir beceridir ve etiket okuma yazısının konusudur. Özet basit. Karbonhidrat tek bir madde değil, üç yüzü olan bir ailedir.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Koyu kahverengi jüt çuval bezinin sık örgüsü, çok yakından; atkı ve çözgü iplikleri tek tek seçiliyor.Lif kan şekerini nasıl etkiler?Lif, sindirim enzimlerinin parçalayamadığı bir karbonhidrat türüdür ve kana glukoz olarak geçmez. Kan şekerine etkisi dolaylıdır: çözünür türü mide boşalmasını yavaşlatır, öğün sonrası yükseliş daha geniş bir zamana yayılır. Tepe alçalır, yükseliş ortadan kalkmaz. Lif bir fren değil, bir yavaşlatıcıdır. · 2 dkDevamını oku

Lif, bitkilerin hücre duvarlarından gelir. Tahılın kepeğinde, baklagilin kabuğunda, meyvenin etli kısmında ve sebzenin liflerinde durur. Kimyasal olarak o da bir karbonhidrattır, çünkü aynı şeker halkalarından oluşur. Ama insanda bu halkaları ayıracak enzim yoktur. Bu yüzden lif, girdiği yoldan neredeyse olduğu gibi çıkar.

Lifin iki ailesi vardır ve bu ikisi bağırsakta başka başka işler görür. Çözünür lif mide ve bağırsaktaki suyla birleşince koyu, yapışkan bir jel oluşturur. Çözünmez lif suda dağılmaz; hacim verir ve bağırsak içeriğini iter.

Lif tipiNerede bulunurBağırsakta ne yapar
ÇözünürYulaf, arpa, baklagil, elma, turunçgilSu tutup jel yapar, mide çıkışını geciktirir
ÇözünmezTam tahıl kepeği, sebze sapları, kuruyemiş kabuğuHacim verir, geçiş süresini kısaltır

Asıl mekanizma jelde saklıdır. Mide içeriğini ince bağırsağa boşaltırken bu jel akışı geciktirir. Karbonhidrat bağırsağa daha yavaş ulaşınca, glukoz kana bir anda değil, dalga dalga geçer. Öğündeki karbonhidrat miktarı değişmez; değişen tek şey, o miktarın zamana yayılma biçimidir. Tepe daha alçak, eğri daha geniş olur.

Çözünmez lifin işi daha mekaniktir. Bağırsak içeriğine hacim katar ve geçişi düzenler. Bu iki lif tipi çoğu yiyecekte birlikte gelir, ayrı ayrı değil. Bir kâse mercimekte ya da bir dilim tam tahıllı ekmekte ikisi de vardır. Çözünür lifin kurduğu jel mideyi daha uzun süre dolu tutar; tokluk hissi bununla ilişkilendirilir.

Tam tahıl ile beyaz un arasındaki farkın bir bölümü buradan gelir. Öğütme sırasında tanenin kepeği ve özü ayrılır, geriye nişasta ağırlıklı bir un kalır. Kepek gidince jel yapacak malzeme de gider. Ne kadar öğütüldüğü de ayrı bir mesele: bütün tane ile ince un, aynı tabağa gelse bile bağırsakta iki farklı hızda ilerler.

Lifin sınırı da açıktır. Bir yiyeceğe lif eklemek, içindeki nişastayı ya da şekeri yok etmez. Ambalajında lif satırı yüksek görünen bir ürün, bu yüzden kendiliğinden hafif sayılmaz. Lif alımının artırıldığı denemeleri toplayan bir derlemede HbA1c gibi uzun dönem ölçütleri daha elverişli çıktı; farkı yaratan şey tek bir yiyecek değil, genel örüntüdür. Lifi hızla artırmanın bilinen etkisi gaz ve şişkinliktir, çünkü kalın bağırsaktaki bakteriler bu malzemeyi mayalar.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Koyu gri zeminde elle ikiye ayrılmış nar; kırmızı taneler ve aralarındaki beyaz zarlar açıkça görünüyor, yanda kopmuş bir parça duruyor.Diyabette meyve yenir mi?Meyve diyabette yasaklı bir besin değildir; içindeki şeker lif, su ve hacimle birlikte gelir. Bütün meyve ile meyve suyunun ayrıldığını anlatan ayrı bir yazı var. Buradaki soru ayrımın nerede bittiği: kurutulmuş ve ezilmiş biçimler bu çizginin neresine düşüyor, uzun dönem veri ne diyor? · 2 dkDevamını oku

Meyvedeki şeker çoğunlukla fruktoz, glukoz ve ikisinin birleşimi olan sükrozdur. Bu şeker bardaktaki gibi serbest halde durmaz; meyvenin hücre duvarlarının içine yerleşmiştir. Etrafında lif, su ve bir hayli hacim vardır. Bir elmayı bitirmek zaman ister, çiğnemek ister, mideyi doldurur.

Meyvenin biçimi değişince bu paket de değişir. Aynı meyve; bütün, sıkılmış ve kurutulmuş halde üç ayrı şeye dönüşür.

BiçimLif ve suBağırsağa ulaşma hızı
Bütün meyveİkisi de yerindeÇiğneme gerektirir, mide çıkışı yavaş
Sıkılmış meyve suyuLifin çoğu posayla giderSıvı olduğu için hızlı geçer
Kurutulmuş meyveLif kalır, su giderAynı hacimde çok daha yoğun
Bütünüyle ezilen meyveİkisi de yerinde kalırDoku ufalanır, hacim büyük ölçüde durur

Meyve suyunda kaybolan iki şey var: lif ve çiğneme. Posa ayrılınca meyvenin lifi bardakta değil süzgeçte kalır. Bu sayfa sıvının katıdan neden daha hızlı ilerlediğine girmiyor; o mekanizma “Hangi içecekler kan şekerini yükseltir?” başlığında duruyor. Burada belirleyici olan başka: bir bardağa kaç meyvenin girdiği çoğu zaman gözden kaçar. Aynı sayıda meyve yan yana dursa gözü doldurur.

Kuru meyvede ise su gider, şeker kalır. Bir avuç kuru üzüm, aynı ağırlıktaki taze üzümden çok daha fazla karbonhidrat taşır. Lif hâlâ oradadır, ama hacim küçüldüğü için doyurucu etkisi zayıflar. Cepte ya da iş masasında durması kolaydır, bu yüzden farkına varmadan çok tüketmek olağandır.

Ezmek ayrı bir başlık. Sağlıklı gençlerle yapılan yirmi kişilik küçük bir denemede, ezilmiş meyvenin öğün sonrası yanıtı bütün meyveden daha düşük çıktı. Tek bir küçük deneme genel kural kurmaz.

Uzun dönem kanıtı ise tek parça değil. Yüz binlerce kişiyi yıllarca izleyen üç kohortun ortak analizinde bütün meyve ile meyve suyu tip 2 diyabet sıklığı bakımından ters düştü. Buna karşılık şeker eklenmemiş meyve sularını toplayan bir meta-analizde böyle bir bağlantı çıkmadı. Şekerli olanlarda ise risk daha yüksekti.

Buradan bir yasak listesi çıkmaz. Meyvenin türünden çok, hangi biçimde ve ne kadar geldiği sonucu belirliyor. Bir kutu hazır meyve suyu ile tabaktaki bir portakal, aynı adı taşısa da farklı iki şeydir. Ne kadarının bir öğüne sığdığı porsiyon yazısının konusudur.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Siyah dokulu kumaşa dağılmış iri, şeffaf beyaz kristaller; üstten yakın çekim, hiçbir ambalaj ya da yazı yok.Tatlandırıcılar zararlı mı?Tatlandırıcıların tamamı aynı şey değil; iki ayrı aile var ve bedende bıraktıkları iz birbirinden farklı. Zarar sorusunun kısa cevabı, hangi aileden söz edildiğine ve ne kadar tüketildiğine bağlı. Yoğun tatlandırıcılar öğüne kayda değer bir karbonhidrat eklemez; şeker alkollerinin fazlası sindirimi zorlar. · 2 dkDevamını oku

Market rafında “şekersiz” yazan bir ürünün arkasında genelde bu ailelerden biri durur. Birincisi yoğun tatlandırıcılar. Çok küçük bir miktarı şeker kadar tat verir, bu yüzden ürüne giren ağırlık neredeyse hiçtir. Gramları o kadar küçüktür ki ürünün enerjisine kayda değer bir katkı yapmazlar. İkincisi şeker alkolleri; adları çoğunlukla -ol ile biter.

Şeker alkollerinin bedendeki yolculuğu daha uzun. İnce bağırsak bunların bir kısmını alır, kalanı kalın bağırsağa iner. Orada iki şey olur: emilmeyen molekül su çeker ve bağırsak bakterileri onu gaz üretecek şekilde parçalar. Şişkinlik ve gevşek dışkı bu yüzden ortaya çıkar. Kişiye ve maddeye göre eşik değişir; eritritol genellikle en rahat tolere edilen, sorbitol en zorlayıcı olanlardan biridir. Aynı miktar yemekle birlikte alındığında daha az rahatsızlık verir. Düzenli kullananlarda şikâyetler birkaç hafta içinde genelde geriler.

ÖzellikYoğun tatlandırıcılarŞeker alkolleri
Etikette görülen adlaraspartam, sukraloz, asesülfam K, stevyasorbitol, ksilitol, maltitol, eritritol
Ürüne giren miktarçok küçük, miligram düzeyindebelirgin, gram düzeyinde
Karbonhidrat katkısıyok denecek kadar azaz, ama sıfır değil
Fazlası ne yaparbelirgin bir sindirim etkisi yokgaz, şişkinlik, gevşek dışkı
Tat gücüşekerin çok üstündeşekere yakın

Şeker alkolleri gramı başına az da olsa enerji taşır, yani sıfır değildir. Taşıdıkları enerji türden türe farklıdır: eritritol neredeyse hiç vermez, maltitol şekere daha yakın durur. Sakız ve nane şekerlerinde de aynı maddeler bulunur. Gün içinde birkaç tanesi toplamı sessizce büyütür. “Şeker içermez” ibaresinin etikette tam olarak neyi kapsadığı ayrı bir yazının konusu.

Güvenlik tarafında tablo daha sakin. EFSA gibi uzman kurullar her madde için kabul edilebilir bir günlük alım belirler; sofrada karşılaşılan miktarlar bu sınırın epey altında kalır. Dünya Sağlık Örgütü’nün yoğun tatlandırıcılara dair değerlendirmesi kilo yönetimi üzerine kuruludur ve diyabeti olanları kapsam dışında bırakır. Cochrane derlemesi ise diyabette bu maddelerin etkisine dair kanıtı yetersiz bulur.

Yoğun tatlandırıcılar tarafında sık merak edilen konu, tat alma alışkanlığıdır. Sürekli çok tatlı bir damak, sade yiyecekleri zamanla tatsız bulmaya başlayabilir. Bu etki ölçülmesi zor bir alan. Hiçbir tatlandırıcı tek başına bir beslenme düzenini kurmaz.

Pratikte belirleyici olan şey, tatlandırıcının neyin yerine geçtiğidir. Şekerli bir içeceğin yerini alıyorsa o öğünün taşıdığı karbonhidrat yükü azalır. Zaten sade içilen bir çaya giriyorsa değişen pek bir şey olmaz. Yani karar, maddenin kendisinden çok bu yer değiştirmeye bakar.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Karanlık bir arka planın önünde, beton bir kenarda tek başına duran ayaklı kadeh; içindeki sıvı altın sarısı ışıkla parlıyor.Alkol kan şekerini nasıl etkiler?Alkolün etkisi tek yönlü değil: içeceğin içindeki karbonhidrat önce yukarı iter, alkolün kendisi ise saatler sonra aşağı çeker. Karaciğer alkolü işlerken yeni glukoz üretimini duraklatır ve bu duraklama gecikmeli bir düşüşe kapı aralar. İki etki üst üste binince tablo karışır. · 2 dkDevamını oku

Karaciğerin kan şekerini ayakta tutan iki ayrı hattı var. Alkol bunlardan yalnızca birini, yoktan yeni glukoz kurma hattını duraklatır; depodan salıma pek dokunmaz. Bu yüzden depo doluyken etki hafif kalır, depo azaldığında aynı etki çok daha belirgin hale gelir. Bu hatların uzun açlıkta hangi sırayla devreye girdiğini “Öğün atlamak kan şekerini nasıl etkiler?” adım adım gösteriyor.

Sebebi kimyasal. Karaciğer alkolü parçalarken hücre içindeki denge kayar, laktik asit birikir ve yeni glukoz kurma hattı yavaşlar. Depo ise akşam yemeğinden sonra saatler geçtikçe yavaş yavaş erir. Uzun bir aradan sonra, gece uykusunda ya da gündüz hareketin ardından depo zaten incelmiştir. İki durum çakıştığında düşüş için zemin hazırdır.

AşamaNe olurNedeni
İlk saatleriçecek karbonhidrat taşıyorsa yükselişşeker ve nişasta hızla emilir
Sonraki saatleryeni glukoz üretimi duraklarkaraciğer önceliği alkole verir
Gece ve ertesi güngecikmeli düşüş riskidepo azalır, üretim hâlâ yavaş
Her aşamadauyarı işaretleri bulanıklaşırsarhoşluk ile düşük belirtileri benzeşir

İçeceğin kendisi ayrı bir konu. Bazıları belirgin miktarda şeker ve nişasta taşır, bazıları neredeyse hiç taşımaz. Tatlandırılmış karışımlar, meyveli kokteyller, bira ve tatlı şaraplar ilk saatlerde yukarı yönlü bir hareket yaratır. Damıtılmış sade içkilerde bu yük yok denecek kadar azdır. Yani aynı bardak, içindekine göre iki farklı hikâye anlatır.

Gecikme bu tablonun en şaşırtıcı yanı. Etki içerken değil, saatler sonra ortaya çıkar. Tip 1 diyabette yapılan küçük çalışmalar, akşam alınan alkolden sonra gece boyunca ve ertesi güne uzanabilen bir riske işaret eder. Uyku bu saatleri sessizleştirir, çünkü uyanıkken fark edilen işaretlerin çoğu uykuda gözden kaçar.

İkinci zorluk tanımada. Düşük şekerin ilk dalgası ile sarhoşluk dışarıdan aynı görünür. Bu yazı o işaretleri tek tek saymıyor; dökümü “Şeker düşmesi nasıl anlaşılır?” başlığında duruyor. Çevredekiler de aynı yanılgıya düşebilir ve yardım gecikir. Öğün insülini ya da salgıyı artıran hapları kullananlarda bu iki etkinin üst üste binmesi en çok önem taşır. Diğer tedavilerde tablo genellikle daha yumuşaktır.

Günlük hayatta bu çoğu zaman şöyle görünür: akşam bir davet, gece yarısı yatak, uyanınca beklenmedik bir tablo. Aradaki saatlerde ölçüm yapılmadığı için bağlantı gözden kaçar. Boş mideyle içilen bir kadeh ile yemek arasında içilen aynı kadeh farklı davranır, çünkü emilim hızı ve karaciğerin yükü değişir.

Tabloyu belirleyen şey miktar kadar bağlam ve saat. Alkolün bıraktığı iz tedaviye, o gün yenenlere ve içildiği saate göre değişir. Kendi tablosunu netleştirmenin yolu, tedaviyi bilen hekimden geçer.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Ahşap tezgâhta üstten çekim: bir kâse tahıl karışımı, yarım portakal, elmalar, sarı kapaklı bir kap ve tarçın çubukları.Hangi yiyecekler kan şekerini yükseltir?Kan şekerini asıl yükselten besin öğesi karbonhidrat; karbonhidrat da yalnız tatlı şeylerde değil, beş ayrı yiyecek grubunda bulunur. Protein ile yağ ise yükselişin hızını ve saatini değiştirir. Asıl soru hangi yiyeceğin yasak olduğu değil, hangi grubun tabakta ne kadar yer tuttuğu. · 2 dkDevamını oku

Sindirim, karbonhidratı parçalayıp glukoza çevirir ve bu glukoz ince bağırsaktan kana geçer. Yağın işi başka: bir fizyoloji derlemesi onu mide boşalmasını en güçlü geciktiren besin öğesi diye tanımlıyor. Protein de mideyi yavaşlatır, üstüne insülin salgısını ayrıca uyarır. Bol yağlı ve bol proteinli öğünlerde ikisinin payı gecikmeyle bitmez. Öğün sonrası yükselişe kendileri de eklenir. Bu yüzden aynı dilim ekmek, yanında ne olduğuna göre kana farklı saatlerde varıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün karbonhidrat kılavuzu meseleyi miktardan çok nitelik üzerinden kuruyor: nişastanın ne hızla sindirildiği ve yanında ne kadar lif olduğu. Karbonhidratı tek tek yiyecek olarak değil, beş grup olarak görmek daha kolay.

  • Tahıl ve un: ekmek, makarna, pirinç, kraker, kahvaltılık gevrek.
  • Nişastalı sebze: patates, tatlı patates, mısır, bezelye, balkabağı.
  • Baklagil: fasulye, nohut, mercimek, bakla.
  • Meyve ve süt ürünleri: elma, muz, üzüm, süt, yoğurt.
  • Şeker ve şekerli içecek: bal, reçel, meyve suyu, gazlı içecek.

Buradaki en sık karışan yer ikinci ve üçüncü sıra. Patates, mısır ve bezelye sebze reyonunda durur; sindirim onları tahılla aynı yere koyar. Baklagil de öyle, ama daha yavaş. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde çıkan bir değerlendirme, baklagilin diğer karbonhidratlı yiyeceklere göre yarı kadar yükseliş ürettiğini yazıyor. Aynı değerlendirmenin ikinci tespiti daha rahatsız edici: tam buğday unundan yapılmış ekmek, beyaz ekmekten pek farklı davranmıyor. Asıl ayrım tam tahılda değil, tanenin öğütülüp öğütülmediğinde. Un haline gelen tahıl, hangi tahıl olursa olsun hızlı sindiriliyor; bütün tane pirinç aynı tahılın unundan daha yavaş ilerliyor.

Meyve yenir mi?
Meyve haritanın dördüncü sırasında, yani karbonhidrat tarafında durur. Bütün bir elma ile bir bardak meyve suyu aynı şey değil. Posa çıkınca hız artıyor.
Sebzelerin hepsi serbest mi?
Salatalık, domates ve yeşillik bu haritanın dışında kalır; patates, mısır ve bezelye ikinci sırada durur.
Peynir ve yumurta neden bu listede yok?
İkisi de protein ile yağ tarafında kalıyor ve kana karbonhidrat kadar hızlı glukoz göndermiyor. Ama yanlarındaki ekmeğin varış saatini geciktirirler; bol protein ve yağ içeren bir öğünde yükseliş öğünden saatler sonrasına uzayabilir.

Bu harita bir yasak listesi değil, bir muhasebe listesi. Aynı gruptan iki yiyecek yan yana durunca ikisi de sayıya girer; kahvaltıda ekmek ve meyve suyu böyle bir çifttir.

Sıradaki: Ne yediğim mi önemli, ne kadar yediğim mi?

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; teşhis, tedavi ya da doz önerisi değildir. Tedavinizle ilgili kararları her zaman doktorunuzla birlikte alın.

Blogun tamamı