ForMyGluco
BlogSözlük← Ana sayfa

Belirtiler ve acil durumlar

Şeker düşmesi

6 yazı

Boş bir sürücü koltuğu ve gevşemiş emniyet kemerinin tokası; yan camdan giren alçak açılı ışık, koltuğun dokusunda uzun gölgeler bırakıyor.Araç kullanırken şeker düşüşü neyi bozar?Direksiyon başındaki iş, beynin en pahalı işlerini aynı anda ve kesintisiz çalıştırır. Dikkat, gözün yolu taraması ve saniyelik karar aynı akışın parçası. Kan şekeri inmeye başlayınca üçü birlikte zayıflıyor; simülatörde sürüş bozuluyor, sürücü bozulduğunu fark ediyor, düzeltme yine de gecikiyor. · 2 dkDevamını oku

Yolda geçen her dakika beyinden kesintisiz bir iş ister. Şeridi izlemek, aynaları taramak ve mesafeyi kestirmek aynı anda sürer. Beyin glukozu depolamaz. Akış inceldiğinde en pahalı işler önce aksar. Yoldaki iş listesinin tamamı da o pahalı tarafta. Aksama hem dikkatte ve karar hızında hem de elin işinde görünür; ikisi birlikte tek bir bilişsel-motor bozulma olarak ölçülüyor. Durgun otururken küçük görünen bir düzey, direksiyondaki kişide ölçülebilir bir farka dönüşür.

Bu aksamayı doğrudan ölçen bir simülatör deneyi var. Tip 1 diyabetli yetişkinler önce olağan seyirde, sonra kademe kademe indirilen kan şekeriyle aynı düzenekte yol aldı. Sürüş üç düşük kademenin üçünde de bozuldu; en hafif kademede bile bozulma ölçüldü. Katılımcılar bozulmayı fark ediyordu. Farkındalık, düşüşün kendisinin sezilmesiyle ve beyin tarafındaki belirtilerle birlikte yürüdü; sürüşteki bozulmanın kendisi ise titreme ve terleme gibi bedensel belirtilerle ilişkili çıktı. Buna karşın düzeltici davranış ancak en alt kademede belirdi. Eş zamanlı beyin dalgası kaydı da aynı yöne baktı: nöroglikopeniyle birlikte artan yavaş dalga, düzeltici davranışın önünü kesiyordu.

İkinci veri sahadan geliyor. Dört yüzü aşkın sürücü bir yıl boyunca ay ay bildirim doldurdu. Bildirilen olay türleri arasında aracın denetimini yitirmek, yolun bir bölümünü sonradan hatırlayamamak ve direksiyonu yanındaki kişiye bırakmak vardı. Sürücülerin yarısından fazlası yıl içinde en az bir kez düşüşe bağlı bir sürüş olayı bildirdi. Sıklık, yolda geçirilen mesafeyle ve daha önce yaşanmış ağır bir düşüşle birlikte artıyordu.

“Şeker düştüğünde ne yapılır?” başlığında düşüşün fark edilmesinden sonraki yol var. Bu olayların ortak zemini ise nöroglikopeni, yani beynin yakıtsız kalmasıyla gelen ikinci dalga. Bu dalgada düşünce hızı, seçim yapma ve odakta kalma aynı anda ağırlaşır. Bedensel uyarılar ondan önce gelir. Tekrarlanan düşüşler bu uyarıyı yıllar içinde kısaltabiliyor.

Üçüncü bulgu, sıranın sonunda ne olduğu hakkında. Kan şekeri denetimli biçimde indirilip yeniden yükseltilen yetişkinlerde bilişsel testler bir buçuk saat boyunca sürdürüldü. Geride kalan ölçüm, birden fazla seçenek arasından hızlı seçim yapmayı sınayan testti; sayı yerine oturduktan sonra da kırk dakika boyunca düşük kaldı. Sırayı takip etmeyi ölçen iz sürme testi çok daha çabuk toparlandı. Bu ölçümlerde sayının toparlandığı ân ile seçim hızının toparlandığı ân üst üste düşmedi.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Karanlık zeminde açmış beyaz gece kaktüsü çiçeği; yıldızsı taç yaprakları tek ışık kaynağı gibi parlıyor.Gece şeker düşmesi nasıl anlaşılır?Uykuda yaşanan şeker düşüşü çoğu kez fark edilmeden geçer, çünkü uyandırması beklenen belirtiler gece boyunca zayıflar. Geriye sabaha taşınan izler kalır: ağırlaşmış bir baş, terli bir gece, dinlenmemiş bir uyanış. Bu yazı o izleri ve gecenin neden ayrı bir zaman dilimi olduğunu anlatıyor. · 3 dkDevamını oku

Gece, günün en uzun aç kalınan aralığı ve bu aralıkta kimse ölçüm yapmıyor. İnsülin ya da insülin salgısını artıran bir ilaç etkisini sürdürürken yeni bir karbonhidrat yükü gelmezse, kan şekeri saatler boyunca sessizce aşağı kayabilir. Uyanık olsanız beden bunu bir alarma çevirirdi. Uykudayken o alarm zayıflar.

Uyanma tepkisi uyku laboratuvarında doğrudan ölçüldü. Kan şekeri denetimli biçimde indirildiğinde sağlıklı gönüllülerin çoğu uyandı; tip 1 diyabetli katılımcılardan yalnızca biri uyandı. Tip 2 diyabetle yürütülen ayrı bir çalışmada da şekerin indirildiği gecede uyanma sayısı, aynı kişilerin normal geçen gecesine göre daha az çıktı. Ağır seyreden düşüşlerin yarıdan fazlası geceye denk geliyor.

Geriye kalan şey, sabah uyanınca fark edilen izler; gecenin kaydını tutmuyorlar ama yönü gösteriyorlar. Bu izlerin bir bölümü uyuyanın kendi sabahından değil, o gece uyanık olan birinin duyduklarından geliyor; uykudaki birinde düşüşün nasıl fark edildiğini başka bir başlık üstleniyor.

Sabaha kalan izArkasında ne var
Nemli yastık, terden ıslanmış çarşafDüşüşe karşı salınan stres hormonları terlemeyi tetikliyor
Zonklayarak başlayan sabah baş ağrısıBeyin gece boyunca yakıt dalgalanmasıyla baş etmeye çalışıyor
Çalar saat çalmadan önce yorgun uyanmakUyku sürüyor ama dinlendirici niteliğini yitiriyor
Yanındaki kişinin duyduğu huzursuz, sesli bir uykuDüşüş uykunun akışını bölüyor
Sabahın ilk saatlerinde dağınık ruh haliGecedeki düşüşün ertesi güne uzayan izi

Gecenin görünmez kalmasının nedeni basit: parmak ucundan yapılan ölçüm uykuda tekrarlanmıyor. Sürekli glukoz izleme sistemleri bu boşluğu dolduruyor, çünkü kişiden hiçbir şey istemeden gece boyunca kaydı sürdürüyor. Bu sistemler yaygınlaşınca gece düşüşlerinin sanılandan sık olduğu ve gündüz yaşananlardan daha uzun sürdüğü ortaya çıktı. İzleme sistemi olmayan biri için geriye sabahki izler kalıyor. Gecenin ortasında ölçüm yapılması, diyabet ekibinin gündeme getirebileceği ayrı bir seçenek.

Sabaha kalan izler tek tek bakıldığında sıradan görünüyor. Yorgunluk, ağrı ve kötü bir uyku başka pek çok nedenden de olabilir. Ayırt eden şey tekrar: aynı izlerin belirli gecelerden sonra düzenli biçimde dönmesi. Hangi gecelerin ardından geldiğini yanına yazmak işi kolaylaştırıyor: akşam yemeğinin saati, o günkü hareket, yatmadan önceki son ölçüm. Bu örüntüyü diyabet ekibiyle paylaşmak, gecenin görünür hâle gelmesinin en pratik yolu.

Bir soru açıkta duruyor: iz görüldükten sonrası ne? Gecedeki düşüş gündüzdekinden başka türlü işlemiyor ve fark edildiğinde izlenen yol “şeker düştüğünde ne yapılır” yazısında duruyor. Gecenin kendine özgü yanı şu: uyandırılamayan birine ağızdan verilen hiçbir şey iş görmüyor. O saatte durumu okuyan, uyuyan değil yanındaki oluyor. Bu yüzden aynı evde uyuyan birinin glukagonun ne olduğunu bilmesi, sabahki izleri tanımak kadar önemli. Yanındakinin gece boyunca gördükleri de kaydın bir parçası ve neyin değişeceğine kayda bakan ekip karar veriyor.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Pudra pembesi zeminde Newton beşiği: ahşap kaide, altın çerçeve, beş çelik bilye; soldaki bilye havada kalkık duruyor.Kan şekeri neden düşer?Kan şekeri kendiliğinden düşmez; her düşüş, gelen glukoz ile onu hücreye taşıyan etki arasındaki bir uyumsuzluktan çıkar. Bazen atlanan bir öğün, bazen alışılmadık ölçüde hareketli bir gün, bazen de böbreğin ilacı eskisi gibi temizleyememesi. Bu yazı dağınık duran nedenleri tek çatı altında topluyor. · 3 dkDevamını oku

Diyabette yaşanan düşüşlerin neredeyse tamamı tedavinin kendisinden çıkıyor. Bedende bir terazi var: bir yanda kan şekerini indiren etki, öbür yanda onu yukarıda tutan kaynaklar. İndiren taraf insülin ve pankreası uyaran ilaçlar; sülfonilüre ile glinid bu gruba giriyor. Yukarıda tutan taraf ise yenen yemek, karaciğerin deposu ve düşüşü fark edince devreye giren hormonlar. Düşüş, terazinin beklenmedik biçimde eğilmesi. Etkisi uzun süren bir ilaçta bu eğilme, ilacın alındığı saate değil ilerleyen saatlere denk gelebiliyor.

Terazi eğildiğinde beden bunu belli ediyor, hangi işaretlerle belli ettiği ise ayrı bir yazının konusu; “şeker düşmesi nasıl anlaşılır” orayı baştan sona anlatıyor. Buradaki soru işaretin kendisi değil, terazinin neden eğildiği. Nedenleri tanımak, işaret belirdiğinde güne geriye dönüp bakmayı kolaylaştırıyor.

Terazi en sık öğün tarafından bozuluyor. Yemek gecikince ya da bütünüyle atlanınca, ilacın beklediği yük gelmiyor ve düşürücü etki karşılıksız çalışıyor. Hareket de aynı terazinin öbür ucuna basıyor. Alışılmadık bir gün (merdivenlerle taşınan market poşetleri, uzayan bir bahçe işi) kasların glukoz çekişini artırıyor. Bu etki hareket biter bitmez sönmüyor; kaslar deposunu yenilerken ve insüline duyarlılık yüksek kalırken saatler boyunca sürebiliyor.

NedenDengeyi nasıl bozuyor
İnsülin ya da pankreası uyaran ilacın gelen yükle uyuşmamasıDüşürücü etki karşılığı olmadan çalışmayı sürdürüyor
Öğünün gecikmesi ya da atlanmasıBeklenen glukoz gelmiyor, terazi tek yöne eğiliyor
Planlanmamış ya da uzayan hareketKaslar glukozu daha hızlı çekiyor, etki hareketten sonra da sürüyor
AlkolEtkisi içildiği anda değil sonrasında beliriyor; nedenini alkol yazısı açıyor
Böbrek işleyişinin bozulmasıİnsülin ve ilaç daha yavaş temizleniyor, etkileri uzuyor
Kilo kaybı ve gidişin düzelmesiİhtiyaç azalırken eski düzen olduğu gibi kalıyor

Böbrek tarafı daha az biliniyor ama ağırlığı büyük. Kandaki insülinin temizlenmesini ağırlıklı olarak böbrek üstleniyor; süzme hızı düşünce aynı miktar bedende daha uzun kalıyor. Böbrekten atılan ilaçlar için de durum aynı. Buna böbreğin kendi glukoz üretiminin azalması ve iştah zayıflayınca depoların incelmesi ekleniyor. İleri yaşta bu etkenler daha sık üst üste biniyor. Kişi bu değişimi hissetmiyor; böbreğin süzme gücünü kan ve idrar tahlili gösteriyor, tahlildeki gidiş değişince düşüş riski de değişiyor.

Kilo vermek ya da gidişin düzelmesi sessiz bir neden; beden aynı insüline daha güçlü yanıt verirken eski düzen sürerse terazi kayıyor. Bu kayma haftalarca fark edilmeden sürebiliyor. Ortada yeni bir olay yok, değişen şey ihtiyacın kendisi.

Bu nedenlerin ortak yanı, çoğunun tek başına yetmemesi. Düşüş, birkaç etkenin aynı güne denk gelmesiyle çıkıyor: geciken bir öğün ile uzun bir yürüyüş, ya da yorucu bir gün ile akşam içilen bir kadeh. Bu yüzden düşüşün yaşandığı günü geriye doğru okumak işe yarıyor. Öğünün saati, hareketin süresi ve ilacın alındığı an yan yana konunca neden görünür oluyor. Bu kayıt, düzende neyin değişeceğine bakan diyabet ekibi için de en somut veri.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

İçten aydınlanmış gibi parlayan amber-turuncu kristal kümesinin makro çekimi; sıcak bal renginde, tamamen soyut.Şeker düştüğünde ne yapılır?Şeker düştüğünde iki iş sırayla yürür: düşüşü hızla geri çevirmek, sonra gerçekten döndüğünü ölçümle görmek. Hızlı emilen karbonhidrat bunu yapar; çikolata gibi yağlı bir tatlı yapmaz, çünkü yağ emilimi geciktirir. Kılavuzların 15-15 kuralı dediği yaklaşım tam da bu iki adımı bağlar. · 3 dkDevamını oku

Düşüşü geri çeviren şey hızdır. Mideye giren karbonhidrat kana ne kadar çabuk geçerse, beynin yakıtsız kaldığı aralık o kadar kısalır. Kılavuzların ilk tercihi saf glukoz, çünkü emilimi geciktirecek bir eşlikçisi yok; glukoz taşıyan başka karbonhidratlar da şekeri yükseltir. Bir derleme, saf glukoz alanlarda belirtilerin meyve suyu ya da şekerleme alanlara göre daha sık geçtiğini bulmuş.

Yavaş olan seçenek burada işini görmez. Çikolata, gofret ve dondurma bol şeker taşır ama yağ, mide boşalmasını geciktirir; ADA’nın bakım standartları eklenen yağın glisemik yanıtı yavaşlatıp uzattığını yazıyor. Protein ağırlıklı bir şey de uygun düşmez, çünkü insülin salgısını kendisi tetikler. Aranan şey yavaş bir yükseliş değil, çabuk bir dönüş.

Kılavuzların 15-15 kuralı diye andığı yaklaşım, bu işleri sabit bir sıraya koyar. Adındaki sayılar karbonhidrat gramını ve bekleme süresini anlatır, kan şekeri değerini değil. Kaynakların tarif ettiği sıra şöyle ilerliyor:

  1. Hızlı emilen bir karbonhidrat; kuralın adındaki ilk sayı bunun gramını anlatıyor.
  2. Ardından kısa bir bekleme; öbür sayı da bu sürenin dakikasını veriyor.
  3. Sürenin sonunda yeniden ölçüm: dönüş gerçekten oldu mu?
  4. Dönüş yoksa kaynaklar aynı adımın yinelenmesinden, düzelme gelmiyorsa tıbbi yardımdan söz ediyor.

Belirtilerin dinmesi tek başına kanıt değil, çünkü belirtiyle ölçüm aynı anda düzelmiyor. Düşüşün hangi işaretlerle kendini gösterdiğini ve kimilerinde bu işaretlerin neden hiç belirmediğini “şeker düşmesi nasıl anlaşılır” yazısı ele alıyor. Kuralın ikinci yarısı da bu adımı gerektiriyor: bekleme süresi, ölçümün anlamlı çıkacağı aralığı veriyor. Ölçüm bu yüzden belirtiden ayrı, kendi başına duran bir adım.

Bir tehlike daha var: insülin ya da pankreası uyaran bir ilaç hâlâ etkiliyse düşüş yineleyebilir. İşareti, düzelmenin ardından aynı belirtilerin geri gelmesi; bu ikinci düşüş dakikalar içinde olmak zorunda değil, ilacın etkisi sürdükçe saatler sonra da çıkabiliyor. Uzun etkili insülinlerle sülfonilüre kullananlarda aralık daha da geniş. Kılavuzlar bu yüzden toparlanma sonrası yemekten söz ediyor.

Fazla düzeltmenin bedeli ayrı. Telaş, mutfak dolabını boşaltacak bir aceleye yol açar; şeker hedefin çok üstüne çıkar, ardından düzeltme gelir, ardından yeni bir düşüş; gün bir salıncağa döner. Ölçülü bir miktarla saatin akmasını beklemek, bu salıncağı kısaltıyor.

Bir sınır var: kişi yutamıyorsa ağızdan verilen hiçbir şey iş görmez. Uyandırılamamak, sorulara yanıt verememek ve ağza konanı yutamamak bu sınırın işaretleri. Buradan sonrası ayrı bir yolun konusu; onu kişinin kendisi değil yanındaki biri uygular ve adı glukagondur.

Çikolata şeker düşünce iş görür mü?
Yağı yüzünden yavaş kalır, oysa gereken şey çabukluk. Mide boşalması gecikince yükseliş de gecikir, üstelik uzayıp gider. Hızlı dönüş gereken bir anda bu istenmeyen bir özellik.
15-15 kuralındaki sayılar kan şekeri değeri mi?
Hayır. Biri karbonhidratın gramı, öbürü bekleme dakikası. Kural bir eşik tarifi değil, bir sıra ve zaman tarifi.
Düzelince yeniden ölçmek neden gerekir?
Çünkü işaretlerin geçmesi, kandaki dönüşün kanıtı sayılmıyor. Ayrıca etkisi süren insülin yeni bir düşüş getirebilir; kılavuzlar bu yüzden ölçümü yinelemeyi ve ardından bir şeyler yemeyi öneriyor.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Düz beyaz zeminde birbirine uzanan iki el; biri aşağıdan avuç açık, öteki yukarıdan parmak uzatıyor, yüz görünmüyor.Glukagon nedir, ne zaman gerekir?Glukagon, pankreasın salgıladığı ve insülinin tersini yapan hormondur: karaciğerdeki depoyu uyarır, depo da glukozu kana verir. İlaç biçimi ağır düşüşler için, yani kişinin kendi başına toparlanamadığı anlar için. Asıl nokta şu: onu hastanın kendisi değil, yanındaki biri uygular. · 3 dkDevamını oku

Vücudun düşüşe karşı kendi hormonu var ve adı glukagon. Kan şekeri inmeye başlayınca pankreasın alfa hücreleri glukagon salgılar; hormon karaciğere gider ve orada depolanmış glikojeni glukoza çevirtir. Karaciğer bununla kalmaz, sıfırdan yeni glukoz üretimine de girişir. İnsülin şekeri hücrelere yerleştiren hormonsa, glukagon onu depodan çıkarıp dolaşıma veren hormondur.

İlaç biçimindeki glukagon, bedenin kendi yaptığı işi dışarıdan tekrarlar. Gereken durum dar ve nettir: kişi uyandırılamıyor, sorulara yanıt veremiyor ya da yutamıyor. Böyle bir anda ağza konan şeker iş görmez; yutma refleksi çalışmadığı için soluk borusuna kaçma riski doğar. Glukagon yutmaya ihtiyaç duymaz, çünkü mideden değil kas ile deri altından ya da burun içindeki ince zardan emilir.

SoruAğızdan karbonhidratGlukagon
Kime uygunUyanık, yutabilen kişiYutamayan ya da uyandırılamayan kişi
Kim verirKişinin kendisiYanındaki bir başkası
Şeker nereden gelirDışarıdan, sindirim yoluylaKaraciğerdeki kendi deposundan
ArdındanYeniden ölçümTıbbi yardım, toparlayınca karbonhidrat

Bugün iki biçimi yaygın. Biri iğne yoluyla gidiyor. Eskiden kutunun içinde toz ve sıvı ayrı dururdu, uygulayan kişinin ikisini karıştırması gerekirdi; telaş içinde bu adım sık aksardı. Hazır kalemler ve önceden doldurulmuş şırıngalar o karıştırma adımını büsbütün ortadan kaldırdı. Öbürü buruna sıkılan toz; kişinin nefes almasına gerek yok, toz burun zarından kendiliğinden geçiyor. ADA’nın bakım standartları kullanım kolaylığı yüzünden hazır biçimleri öne alıyor.

Asıl mesele kimin bileceği. Ağır bir düşüşün tanımı zaten şu: kişi kendi başına toparlanamıyor, başkasının eli gerekiyor. Bu yüzden ADA, insülin kullanan ya da düşüş riski yüksek olan herkese glukagon yazılmasını, yakınındakilere de kutunun yerinin ve kullanımının öğretilmesini söylüyor. Ev halkı, oda arkadaşı, iş yerindeki masa komşusu, okuldaki görevli, yolculukta yanındaki kişi. Çantada duran kutuyu kimse tanımıyorsa o kutu orada yokmuş gibidir.

Glukagonun ilk sınırı deponun kendisidir. Karaciğerde glikojen azaldığında etki zayıflar; uzun açlık, alkol ve karaciğer hastalığı bu durumu getirir. Peki depo yetersiz kalmışsa bunu ne gösterir? Beklenen şey, uygulamadan sonraki on beş dakika içinde gözlerin açılması, sesin geri gelmesi, bakışın toparlanması. Bu olmuyorsa tablo glukagonla kapanmamış demektir; kaynaklar burayı tıbbi yardımın gecikmeden istendiği an olarak tarif ediyor.

İkinci sınır süredir. Kan şekeri bir aralık yükselir, sonra yeniden inmeye başlar. Kişi toparladıktan sonra terlemenin, titremenin ve dalgınlığın geri dönmesi bunun işaretidir. Kaynaklar bunun için, kişi yutabilir hâle gelince karbonhidrata dönmesinden söz ediyor. Bulantı ve kusma sık görülen yan etki; eğitim malzemeleri bu yüzden kişiyi yan yatırmayı anlatıyor.

Glukagonu kişinin kendisi kullanabilir mi?
Hafif bir düşüşte gerek yok; ağır bir düşüşte ise kişi zaten kendi başına iş yapamıyor. Tanımı bu. O yüzden asıl mesele, yanındakilerin kutuyu tanıması.
İğnesiz biçimi var mı?
Evet, buruna sıkılan toz biçimi var. Toz, nefes almaya gerek kalmadan burun içindeki nemli zardan emiliyor. Kaynaklar bu biçimi, eğitimsiz birinin daha kolay uygulayabilmesiyle açıklıyor.
Glukagon her düşüşte işe yarar mı?
Etkisi karaciğerdeki depoya bağlı. Uzun süren açlıkta ve alkolün ardından depo azalır, alınan yanıt da zayıf kalır. Bunu ölçen bir şey yok; gösterge kişinin kendisi. Uyanmıyorsa yanıt gelmemiş, iş glukagonla bitmemiş demektir.

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Koyu ahşap bir tezgâhta duran mavi bardağa uzanan bir el; arka plan sığ alan derinliğinde eriyor.Şeker düşmesi nasıl anlaşılır?Şeker düşmesi iki dalga hâlinde gelir: önce adrenalinin çaldığı alarm, sonra beynin yakıtsız kalması. İlk dalga titretir, terletir, çarpıntı ve ani açlık yapar. İkincisi dikkati dağıtır, gözü bulandırır, konuşmayı takar. Birincisi uyarı, ikincisi düşüşün ilerlediğinin işareti. · 3 dkDevamını oku

Kan şekeri düşmeye başlayınca vücut hemen karşılık verir: karaciğer glukagonun işaretiyle depo glukozu kana salar; adrenalin devreye girer. O ilk dalgayı yaratan şey düşüşün kendisi değil, vücudun düşüşe verdiği cevap. Alarm, beyin yakıtsız kalmadan önce ötsün diye var. Bu yüzden ilk uyarılar elle, mideyle ve kalple ilgili.

İkinci dalga başka yerden gelir: beyin glukozu depolayamaz, akış azalınca ilk bozulan şey düşünmek, görmek ve konuşmak oluyor. Kılavuzlar ikinci gruba nöroglikopenik diyor, çünkü sıra bilgi taşıyor: uyarı duyulmadan beyin yavaşlamışsa düşüş ilerlemiş demektir.

  • Adrenalin dalgası: titreme, terleme, çarpıntı, ani açlık, karıncalanma, huzursuzluk, solgunluk.
  • Beyin dalgası: dikkat toplayamama, bulanık görme, konuşmada takılma, sersemlik, uyuklama, beceriksizleşen eller, tuhaf davranış.
  • Gece için ayrıca sayılanlar: pijamayı ya da çarşafı nemleten ter, kâbus ya da uykuda bağırmak, uyandıktan sonra yorgun, huysuz ya da dağınık kalmak.

Hiçbir belirti tek başına kanıt değil. Heyecan da titretir, sıcak da terletir, uykusuz bir gece de dikkati dağıtır. Whipple üçlüsü denen ölçüt şu: belirti var, ölçüm düşük çıkıyor, şeker yükselince belirti geçiyor. Üçü birden tutarsa belirtinin kaynağı bellidir. Ama düşük bir ölçüm belirtisiz de düşüktür; ADA belirtisiz çıkan düşüğü saymamayı değil, farkındalığın körelmiş olmasının işareti saymayı söylüyor.

Alarm zamanla köreliyor. Düşüşler sık tekrarlanınca adrenalin cevabı zayıflıyor; uyarı dalgası kısalıyor, bazen hiç gelmiyor ve ilk fark edilen şey titreme değil zihin bulanıklığı oluyor. ADA’nın bakım standartları buna hipoglisemi farkındalığının bozulması diyor. En ağır basamak sayıyla değil şu tarifle tanımlı: kişi kendi başına toparlanamıyor, başkasının yardımı gerekiyor.

Gece düşüşleri sessizce geçip gidiyor. Geriye nemli bir çarşaf, karışık bir rüya ve ağır bir sabah kalıyor. Yatmadan önceki ölçümle sabahki ölçüm arasındaki boşluk, defterin en karanlık yeri.

Şeker düşmesi titreme yapar mı?
Evet, en tanıdık belirtilerden biri; titreme doğrudan adrenalinden gelir ve düşüş düzelince diner.
Baş ağrısı ve uyku hâli de sayılır mı?
İkisi de belirti listelerinde var. Uyku hâli ikinci dalganın işareti: beyin yakıtsız kalınca ağırlaşıyor. Gece için ayrıca sayılanlar ise nemli çarşaf, kâbus ve uyandıktan sonra yorgun, huysuz ya da dağınık kalmak.
Üşüme ve bulantı da olur mu?
Kaynakların saydığı çekirdek listede terleme, titreme, çarpıntı, açlık ve karıncalanma var. Üşüme soğuk terlemenin yanında yürüyen bir his. Bulantı o listelerde geçmiyor; tek başına yön göstermez.
Belirti hissetmeden şeker düşer mi?
Evet; uyarı dalgası körelince ilk fark edilen şey ikinci dalga oluyor: dikkat dağınıklığı, sersemlik, tuhaf davranış. Yakınların fark etmesi bu yüzden değerli. Kimi kişide ise alarm ötse bile söze hiç dönüşmez: daha konuşamayan çocukta ya da kendini anlatamayan yetişkinde ilk dalganın tek izi dışarıdan görünen hâl.
Randevuda hangi soru işe yarar?
ADA’nın taramada kullandığı tek cümlelik soru şu: düşük şekerinizi her seferinde hissedebiliyor musunuz? Cevap hayırsa hekim bunu ayrıca değerlendiriyor.

Sıradaki: Kan şekeri defteri tutmak ne işe yarar?

Bu yazının kendi sayfasıKarta dön

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; teşhis, tedavi ya da doz önerisi değildir. Tedavinizle ilgili kararları her zaman doktorunuzla birlikte alın.

Blogun tamamı